28.2.17

Beni Candan Usandırdı


Divan Edebiyatı

Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı âhımdan murâdım şem’i yanmaz mı

Kamu bîmârına cânân deva-yı derd eder ihsan
Niçün kılmaz bana derman beni bîmar sanmaz mı

Kara Toprak


Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sâdık yârim kara topraktır
Beyhude dolandım boşa yoruldum
Benim sâdık yârim kara topraktır

Nice güzellere bağlandım kaldım
Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum
Her türlü isteğim topraktan aldım
Benim sâdık yârim kara topraktır

Koyun verdi kuzu verdi süt verdi
Yemek verdi ekmek verdi et verdi
Kazma ile döğmeyince kıt verdi
Benim sâdık yârim kara topraktır

Türkçenin Desenleri

"Türkçenin en güzel metinlerini okumak, hayatı okumak gibidir." sözünü ilke edinerek çıktığımız bu yolda, dilimizin en güzel metinlerini sergilemenin mutluluğunu yaşıyoruz. Asırlar boyunca dil sanatçıları tarafından ilmek ilmek işlenerek dokunan dilimizin güzellik ve zenginliğini, ancak Türkçemizin en güzel metinlerini okuyarak anlayabiliriz. Bu nedenle sizleri dilimizin en güzel metinlerini okumaya davet ediyoruz. 

Her bir dil sanatçısı, dilimizin inceliklerini Türkçe metinlerinde bir desen gibi işlemenin yanı sıra adeta kendi özgün motifini de yaratarak inanılmaz güzellikteki bir dilin ortaya çıkmasına katkı sağladı. Dilimizin inanılmaz güzellikteki bu desenlerini ilmek ilmek çözmek ve okumak, kültür dünyamızın gelişimine en güzel katkıyı yapacaktır kuşkusuz.

26.2.17

Karanfil


Yârin dudağından getirilmiş
Bir katre âlevdir bu karanfil,
Rûhum acısından bunu bildi!

Düştükçe, vurulmuş gibi, yer yer
Kızgın kokusundan kelebekler,
Gönlüm ona pervâne kesildi...

Ahmet HAŞİM

24.2.17

Merdiven


Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,
Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak...

Sular sarardı... yüzün perde perde solmakta,
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta...

Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller;
Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller,
Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?

Bu bir lisân-ı hafîdir ki ruha dolmakta,
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta...

Ahmet HAŞİM

23.2.17

Zamanı Kazanmak veya Kaybetmek (Sohbet)


Sohbet

Okumuş aydın bir dostumla konuşuyordum; zamanın azlığından yakınıyordu. Çünkü yaşlı idi. Önünde ne kadar zaman olduğunu bilmiyordu. Eline yabancı dilden bir kitap almıştı. “Bu harikulade bir kitap!” diyordu. “Bunu tercüme etmek istiyorum. Ama buna bir girişirsem öteki işlerimi yapamayacağım diye korkuyorum. Hâlbuki yapılacak çok iş var. Hepsinin de mutlaka yapılması lazım. Benim vaktim bunlardan hangisini yapmaya yetebilir? Yazık! Çok geç kaldık, çok!”